DUYURULAR

Üniversite Temsilcimiz Olmak İster misiniz? -

istatistikci.com'da Üniversitenizi, Üniversitenizde istatistikci.com'u temsil etmek ve çok özel temsilcilik avantajlarından faydalanmak ister misiniz?
Detaylar için Tıklayın

 Detaylar...
istatistikci.com üyelik avantajları -

istatistikci.com'a üye olarak, üyelerimize sunduğumuz avantajlardan hemen faydalanmaya başlayabilirsiniz!..

üyelik avantajlarını öğrenmek için tıklayın!..

 Detaylar...
Kitap Değişim Programımız Başladı !!! -

Bir kitap okudunuz ve çok beğendiniz... Bu kitaptan herkes faydalanmalı diyorsunuz. Veya beğendiğiniz ve okumak istediğiniz bir kitap var.  Beğendiğiniz ve değişim programına dahil edilmesini istediğiniz kitabınızı duyurabilir veya değişim programındaki bir kitabın size ulaştırılmasını talep edebilirsiniz...

 Detaylar...

Get This? Newsflash Scroller PRO for Mambo 4.5.1, © 2004 webraydian.com

Üye Girişi

Kimler Sitede

Şuanda 133 misafir bağlı

Aktif Üyeler

Şu an aktif üye yok

İstatistikler

Üyeler: 2687
Haberler: 66
Web Bağlantıları: 8

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

istatistikci.com toplam ziyaretçi sayısıistatistikci.com toplam ziyaretçi sayısıistatistikci.com toplam ziyaretçi sayısıistatistikci.com toplam ziyaretçi sayısıistatistikci.com toplam ziyaretçi sayısıistatistikci.com toplam ziyaretçi sayısıistatistikci.com toplam ziyaretçi sayısı
mod_vvisit_counterBugün261
mod_vvisit_counterDün713
mod_vvisit_counterBu Hafta2725
mod_vvisit_counterBu Ay16068
mod_vvisit_counterToplam317945
powered_by.png, 1 kB
Anasayfa arrow Makaleler arrow Ekonomi Makaleleri arrow 11 EYLÜL EKONOMİSİ VE SAVAŞ İMPARATORLUĞUNUN YÜKSELİŞİ
11 EYLÜL EKONOMİSİ VE SAVAŞ İMPARATORLUĞUNUN YÜKSELİŞİ PDF Yazdır E-posta

Yazan: Dr. Arzu AZER, Tarih: 04-02-2008 23:00

Okunma Sayısı : 2764    

Beğenilme : 1

Yayınlama yeri : Makaleler, Ekonomi Makaleleri


(Dr. Arzu AZER 'in  Jeopolitik Dergisinde yayınlanan makalesidir.)

11 Eylül 2001 dünya ekonomik ve siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Soğuk Savaş sonrasının tek kutuplu dünyasında hegemonik güç ABD’nin yeni kutuplar oluşmasını engellemek, ama daha önemlisi yeni bir düşman tehdidi yaratarak eksenini genişletmesi gerekiyordu. Aslında tartışılan ‘imparatorluk’ ABD’nin imparatorluğu muydu? Bunun cevabını yeni dünya düzeninin karar mekanizmasının nasıl işlediğinde bulabiliriz.

      Bretton Woods kurumlarının işlevlerinin yeniden yapılandırılmış ve asli görevleri neo-liberal politikaların uygulanabilir ve sürdürülebilir olmasını sağlamak, denetlemek ve sürdürmek olmuştur. ‘Serbestleşme’ ‘özelleştirme’ ‘kamunun küçültülmesi’ gibi neo-liberal ilkeler temelinde ulus devletlerin küreselleşmeyle bütünleşmesi ve bu bütünleşmenin ölçütlerinin derecelendirilmesi uluslarüstü kurumların ana fonksiyonları haline gelmiştir. Dünya Ticaret Örgütü tarafından bir yandan uluslararası ticaretin serbestleşmesi ve korumacılığın kaldırılarak ticaret hacminin artmasını sağlayıcı kararlar almasının pazara girişi kolaylaştırması gerekirken gelişmekte olan ülkelerin yeni tür korumacılık araçlarını uygulama güçlükleri çekmesi, ekonomik dezavantajları bulunması ve asimetrik bilgi ortamında bir adım geride olmalarından dolayı pazara girişleri zor olmaktadır.

      Bu uluslarüstü kurumların yıllık yapılan Bakanlar Toplantısı ve zirvelerinde alınan kararları etkileyen ana faktör çok uluslu şirketlerin menfaatleri olmaktadır. Hükümetlerce temsil edilen toplantılarda görüşülen konular belli başlıklarda toplanmakla beraber yeni dünyayı şekillendiren bu uluslarüstü nitelik kazanmış şirketlerin dünyayı de facto sınırsız pazar alanına çeviren yasa ve uygulamalar olmaktadır. Washington Uzlaşısı ilkeleriyle 1980’li yıllardan itibaren yaygınlaşan neo-liberal politikalarla sermayenin uluslararasılaşması hız kazanmış ve şirketlerin şebeke sistemlerinin işleyişi ulusal politikaların küreselleşmeye uyumlaştırılmasıyla mükemmelleşmeye doğru gitmektedir. Neo-liberalizm çok uluslu şirketlerinin uluslararası işbölümü vasıtasıyla şebeke sistemi kurmalarının itici gücü olmuş,  şirket birleşmeleri veya satın almaları sonucunda sermaye yoğunlaşması paralelinde oligarşik yapılanma oluşmuştur.

      Devletlerin milli gelirinden daha üstün dev şirketler olduğundan bu şirketlerin gücü ticari kârlarının artması ötesinde siyasi olarak da kendini göstermiştir. Ekonomik olarak devletlerden daha güçlü çok uluslu bir şirketin devletin karar mekanizmasında de facto yer alması, uluslararası kurumların toplantı gündemini oluşturması, gittikleri ülkelerdeki ulusal mali ve siyasi politikaları kendi yapılarına uyumlandırması çağın gerçekleridir. Bu durumda tartışılan ‘imparatorluk’ aslında kazandıkları siyasi ve mali güçle uluslarüstü nitelik kazanmış olan ‘şirket imparatorluğudur.

      11 Eylül 2001 tarihsel dönemecinde yeni bir imparatorluk düzeni başlamamış, sadece kullanılan araçlar ve paradigmalar değişikliğe uğramıştır. Ekonomik olarak 11 Eylül 2001 öncesinde dünyada durgunluğun hakim olduğu ve büyümenin yavaşladığı görülmektedir.

 11/9 sonrasında ABD öncülüğünde NATO yeni güvenlik ve savunma doktrinini  açıklamıştı, komünizm’in yerine yeni tehdit ‘terörizm’ yani ‘İslam’ olarak belirlenmiş ve Önleyici Savaş Doktrini çerçevesinde teröristlere yardımcı olan/destekleyen ülkelereİN topraklarına faaliyet öncesi eylem yapılmasının yolu açılmıştır. İslam’ın yeni tehdit olmasının anlamı çok açıktır, petrol yani enerji kaynaklarının en yoğun olduğu topraklarda İslam hakimiyeti hüküm sürmektedir. Teröristlerin Müslüman olmaları ise onların bulunduğu ülkelerin onları koruması anlamına gelip bu topraklara askeri hareket düzenlenmesi veya üs kurulması, hatta nükleer silah kullanılması için gerekçe oluşturulmaktadır. Demek ki 11/9 sonrası yeni paradigma ‘İslam’ tehdidine karşı ülkelerin bir araya gelerek ABD öncülüğünde, topraklarını ABD üslerine açmaları ve terörün mali kaynağının saptanması için gizli banka bilgilerini de şeffaflaştırmaları, Orwell toplumunu yaratmak gibi önemli sonuçlar ortaya çıkmıştır. ABD’nin ‘benden yana olmayan bana karşıdır’ söyleminde anlamını bulan ise sadece toprakların üslere açılması değil aynı zamanda bu birliktelik için askeri harcamaların artmasıdır. Soğuk Savaş sonrası işlevini kaybeden NATO ise bu sayede yeni bir işlev edinerek yeniden yapılandırılmış ve askeri harcamalarının artışı 2001-2006 döneminde % 34 oranında USD 177.721 milyon ve personel harcamaları ise aynı dönemde % 14 artışla USD 302.942 milyon (2005 sabit fiyatlarıyla) olarak gerçekleşmiştir.Dünyadaki askeri harcamalar incelendiğinde 11 Eylül 2001 öncesinde Soğuk Savaş’ın  da bitmesinin etkisiyle askeri harcamaların düşüş trendinde olduğu halde, tam da 11 Eylül’den sonra yeni paradigmalar ekseninde başlatılan ‘terörizmle savaş’ ve ABD’nin Irak ile Afganistan müdahaleleri, Lübnan müdahalesi nedeniyle harcamaların artış trendine girdiği görülmektedir. 2006 yılında dünyadaki askeri harcamalar cari fiyatlarla USD 1.204 milyon olarak gerçekleşmiş ve 2001 yılına göre % 30 artış göstermiştir. Aynı paralelde, dünya hasılasına bakıldığında 11/9 öncesinde durgunluk yaşanırken büyümenin artış trendine bu dramatik olayla geçildiği dikkat çekmektedir. 11 Eylül 2001 yeni dünya düzeninde önemli bir tarihsel dönüm noktasıdır.  Kapitalizm krizini bu defa ‘teröre karşı savaş’ ilan ederek aşmıştır.

 

11/9 ekonomisinin en büyük etkisi ABD’nin bütçesindeki askeri harcamaların  artışında görülmektedir. 2006 yılındaki dünyadaki askeri harcamalarda % 46 oranıyla en yüksek  paya sahip ülke olan ABD’nin  11 Eylül 2001’den 2006’ya kadar savunma harcamalarının artışı % 53 oranında gerçekleşmiştir[1]. Askeri harcamalar sadece silah ve askeri teçhizat alımıyla sınırlı olmayıp, yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve yüksek teknoloji ürünü savaş araçları tasarlamak ve üretmek için araştırma-geliştirmeyi de kapsamaktadır. İç Güvenlik kapsamında ise denetim/gözetim teknolojilerinin geliştirilmesi ve uygulanması yer almaktadır.ABD’nin bütçesi incelendiğinde 11/9 sonrası paradigmalarından ‘İç Güvenlik’ (homeland security) kapsamındaki harcamaların askeri harcamalar dışında tutulduğu ve bu sebeple ABD’nin 11/9 sonrası ekonomisi savunma bütçesinden çok daha fazladır. Forbes dergisine göre, ABD ‘İç Güvenlik’ kapsamında sözleşmeli olarak  çalıştığı firma sayısı 2003 yılında 3512 ve bütçe payı USD 28,2 milyar iken bütçe payı USD 40,3 milyar olmak üzere 2005 yılında sözleşmeli firmaların sayısı 33890’a yükselmiştir[2]. 2001-2006 yılları arasında ABD İç Güvenlik Bakanlığıyla yaptıkları 130 sözleşme ile toplam USD 61,42 milyar kazanan 10 firma kârlarını en çok artıran firmalar olarak teknolojik olarak en hızlı büyüyen 100 firma arasında yerlerini almışlardır (Fortune). Bunların arasından 2006 net satışlarının % 84’ünü Amerikan hükümetine yapan Lockheed Martin firması 2001 yılından beri net satışlarını % 65 oranında artırmış ve en hızlı büyüyen teknoloji firmaları arasına girmiştir. Amerikan Hava Kuvvetleri, Amerikan Donanması, FBI, NASA, Avusturya Savunma Bakanlığından önemli projeler alan ve misyonunu ‘özgürlüğü korumak ve savunmak’ olarak tanımlayan şirketin 2006 yıllık raporunda belirlediği risk faktörleri arasında hükümetin savunma bütçesindeki azalma, ekonomik verilerdeki olumsuzluk, yabancı hükümetlerin savunma kararlarını etkileyecek dış etkenler sayılmaktadır. Yani 11/9 ekonomisinin savaş imparatorlarının çıkarları düşük faiz oranlarının devam ettiği, talepteki düşüş nedeniyle hükümetin mali kararlarının değişmediği, küresel krizler nedeniyle ABD kadar dış hükümetlerinde savunma harcamalarının azalmadığı bir ekonomik ortamı gerektirmektedir.   11 Eylül 2001 ekonomik olarak durgunluğa giren dünya büyüme trendini tersine çevirerek likidite bolluğu yaşanan bir süreci başlatmış, bir yandan yeni tehdidini ‘İslam’ olarak belirleyerek ‘terörizmle küresel savaş’ paradigması ekseninde savunma sanayine ivme kazandırırken ‘korku toplumu’na dönüşen insanlığı denetim ve gözetim mekanizmasına uyumlu hale getirmiştir.  Savunma ve güvenlik endüstrilerinin çağın öncü sektörleri olup yenilik, araştırma-geliştirme alanında en çok çalışılan alan olmaları tehlikelerle dolu bir dünyada yaşandığı inancındaki güvensizlik üzerine kurulu bir korku toplumunda yaşanıyor olmasına bağlıdır. O yüzden korku toplumunu sürdürebilir kılmak da içinde yaşadığımız kaos düzeninin önemli bir parçasıdır.   ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarları paralelinde Afganistan ve Irak’a müdahaleleri, Lübnan’a müdahale ve demokrasi getirme gerekçeleri aslında sermaye birikimiyle uyumlu bir toplum yaratılma çabalarıdır. Uluslarüstü nitelik kazanmış olan sermaye gruplarına bu topraklardaki doğal kaynakların mülkiyet transferinin sağlanması ve yerel halkın tüketim alışkanlıklarının kültürel  değerleri kullanılarak küresel ekonomi ile bütünleştirilmesi ve sermaye ile uyumlaştırılması 11/9 sonrası dünyanın yeni yöntemleri olup özde kapitalizmin sadece bir üst aşamasıdır.Likidite bolluğu 11/9 ekonomisinin yol açtığı büyümenin bir sonucu olup bu bolluğu yaratan en önemli mekanizma savunma sanayindeki ivme ile kârlarında büyük artış yaşayan savunma/silah şirketleri ile 11 Eylül’ün mesnet olduğu Afganistan ve Irak  müdahalelerinin ve yeniden yapılandırmasının sonucunda çıkarılan petrol yasalarıyla güvence sağlayan petrol şirketlerinden kaynaklanan fonların yeniden üretilerek yaratılan talep ile piyasanın canlı tutulmasıdır. 11/9 ekonomisinin bir diğer önemli sonucu ise savunma sanayindeki geniş ölçekli birleşme ve satın almalarla monopol yaratılan bir piyasayı  ‘serbest piyasa’ya rağmen gerekli bulması ve bunu serbest piyasa mekanizmasına bir engel olarak görmemesidir. Savunma sanayindeki silahlar, uçaklar ve diğer savaş araçlarının modernizasyonu, geliştirilmesi için araştırma-geliştirme alanınının genişletilmesi ve yeni laboratuarların özel sektör firmalarının kontrolünde devlet desteği sağlanması, denetim/gözetim teknolojilerinin geliştirilmesi, yeni tasarımlar kısaca ‘savunma sanayinin yeniden inşaa edilmesi’ projesidir. Özellikle 2001-2006 yılları arasında  % 111 oranında artış gösteren ve 2006 yılında USD 811.477 milyon[3] tutarında gerçekleşen yüksek cari açığına rağmen  Eylül 2006 bütçesine göre cari fiyatlarla USD 546.018 milyon tutarında savunma bütçesi ayıran ABD’nin bu durumu vatandaşlarının da onayını alarak sürdürebilmesi yani 11/9 ile yüksek karlılık sağlayan oligarşik özel savunma/askeri şirketlerin ABD hükümetince ihale edilen projeleri ile karlılıklarını sürdürebilecek olmaları dünya ekonomisindeki küresel ölçekte kendini gösteren krizlerinin aşılmasını gerektirmektedir. Finans sermayesinin sağladığı mekanizma ile yürütülen tüketim ile türev piyasalarda beklenti/spekülasyon üzerine yaratılan para yaratılma mekanizmasının asıl belirleyicisi ise politik gelişmeler olup likidite bolluğundan  likidite darlığına geçişi işaret eden ekonomik verilerin gösterdiği ekonomik çalkantının tersine dönebilmesi ancak beklenmedik kaotik bir olay/durum ile gerçekleşebilir gibi gözükmektedir. Savaş imparatorluğunun hakimiyeti  ancak hedef ülkelerdeki  kan ve gözyaşı üzerinden yükselebilecektir.                                  

    Dr. Arzu AZER

(Dr. Arzu AZER 'in  Jeopolitik Dergisinde yayınlanan makalesidir.)

 

[1] SIPRI, (Çevrimiçi) http:www.sipri.com,25.08.2007

[2] Elisabeth Sköns & Eamon Surry, “Arms Production,” SIPRI, 2007.

[3] ABD Ticaret Bakanlığı, (Çevrimiçi) http://www.bea.gov,25.08.2007

Son Güncelleme : 07-10-2008 19:21

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Beğenilme
Yazdır
Arkadışıma Gönder
İlgili Makaleler

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.5 © 2007-2010 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 istatistikci.com | Türkiye'nin İstatistik Portalı | istatistik
1996 - 2007 Türkiye'nin İstatistik Portalı